Yurt dışındaki bir satınalma yöneticisi yeni bir tedarikçi aradığında işe çoğu zaman Google’da, kendi dilinde ve ürün adıyla arama yaparak başlar. Bu aramalarda karşısına çıkmıyorsanız, ürününüz ne kadar iyi olursa olsun o alıcı için yoksunuz demektir. Uluslararası SEO, web sitenizin hedeflediğiniz ülkelerde ve dillerde arama motorlarında görünür olmasını sağlayan çalışmaların bütünüdür.
İhracatta müşteri bulma yöntemleri arasında uluslararası SEO, alıcının sizi kendiliğinden bulduğu tek kalıcı kanaldır. Bu rehberde hedef pazar seçiminden hreflang etiketlerine, yerel anahtar kelime araştırmasından backlink stratejisine kadar uluslararası SEO’nun adımlarını ele alıyoruz.
Klasik SEO, sitenizi tek bir dilde ve genellikle tek bir ülkede arama motorlarına uygun hale getirir. Uluslararası SEO ise aynı siteyi birden fazla dil ve ülke için yapılandırır. Amaç, Almanya’daki kullanıcıya Almanca sayfanızın, İngiltere’deki kullanıcıya İngilizce sayfanızın gösterilmesi ve her sayfanın o pazarın arama alışkanlıklarına göre optimize edilmesidir.
Bunun için üç sorunun doğru cevaplanması gerekir:
Fuarlar, gümrük verisi ve LinkedIn gibi yöntemlerde müşteriye siz ulaşırsınız; her yeni temas yeniden emek ve bütçe ister. Uluslararası SEO’da ise ihtiyacı olan alıcı sizi bulur. Bir kez sıralama kazanan sayfa, reklam bütçesi harcamadan aylarca, hatta yıllarca teklif talebi getirebilir.
B2B’de bu kanalın bir avantajı daha vardır: Arama yapan kişi genellikle zaten bir ihtiyacı olan, araştırma aşamasındaki bir alıcıdır. “Custom aluminium extrusion supplier” ya da “CNC-Lohnfertigung Türkei” gibi bir arama yapan kişi, ürününüzü satın almaya en yakın kitledir.
İlk karar, dili mi yoksa ülkeyi mi hedeflediğinizdir:
Pazar seçiminde mevcut ihracat verilerinizi, gümrük istatistiklerini ve Search Console’da hangi ülkelerden gösterim aldığınızı birlikte değerlendirin. Az sayıda pazarda eksiksiz bir yapı, çok sayıda pazarda yarım bir yapıdan daha iyi sonuç verir.
Her dil veya ülke sürümünün ayrı bir URL’de bulunması şarttır. Üç temel seçenek vardır:
| Yapı | Örnek | Artısı | Eksisi |
|---|---|---|---|
| Ülke alan adı (ccTLD) | siteniz.de | En güçlü ülke sinyali | Her alan adı sıfırdan otorite kazanmalı, yönetimi zor |
| Alt alan adı | de.siteniz.com | Teknik olarak ayrıştırması kolay | Otorite ana alan adıyla tam paylaşılmaz |
| Alt klasör | siteniz.com/de/ | Tüm otorite tek alan adında toplanır, yönetimi kolay | Ülke sinyali ccTLD kadar güçlü değil |
Çoğu B2B firma için alt klasör yapısı en verimli seçenektir. Sitenin kazandığı bağlantı ve otorite tüm dil sürümlerine birlikte fayda sağlar.
hreflang etiketi, Google’a bir sayfanın hangi dil ve bölge için olduğunu ve diğer dillerdeki karşılıklarının hangileri olduğunu bildirir. Böylece doğru kullanıcıya doğru sürüm gösterilir ve dil sürümleri birbirinin kopyası sayılmaz.
Örneğin üç dilli bir ürün sayfasının <head> bölümünde şu satırlar bulunur:
<link rel="alternate" hreflang="tr" href="https://siteniz.com/urun/" />
<link rel="alternate" hreflang="en" href="https://siteniz.com/en/product/" />
<link rel="alternate" hreflang="de" href="https://siteniz.com/de/produkt/" />
<link rel="alternate" hreflang="x-default" href="https://siteniz.com/en/product/" />
En sık yapılan hreflang hataları:
en-uk değil, en-gb kullanılır.WordPress’te Polylang veya WPML gibi çok dilli eklentiler bu etiketleri otomatik oluşturur; yine de kurulumdan sonra kaynak kodu kontrol edilmelidir.
Uluslararası SEO’daki en büyük yanılgı, Türkçe anahtar kelimelerin çevirisinin hedef pazardaki arama terimiyle aynı olduğunu düşünmektir. Oysa insanlar bir ürünü sözlük karşılığıyla değil, sektörde yerleşmiş ifadelerle arar:
Her dil için anahtar kelime araştırmasını o dilde, o ülkenin arama verileriyle yapın. Mümkünse sektörü bilen bir yerel uzmandan ya da distribütörünüzden terimleri teyit edin.
Çeviri metni başka bir dile aktarır; yerelleştirme ise metni o pazarın beklentisine göre uyarlar. Yerelleştirilmiş bir sayfada:
Bu, yalnızca SEO değil dönüşüm için de kritiktir. Yerelleştirmenin web sitesi tarafındaki detaylarını ihracat için web sitesi rehberimizde ayrıntılı olarak anlattık.
Bir sitenin belirli bir ülkedeki otoritesi, o ülkeden aldığı bağlantılarla güçlenir. B2B ihracatçılar için doğal bağlantı kaynakları:
Google Search Console’daki Performans raporunda Ülkeler sekmesi, hangi ülkeden ne kadar gösterim ve tıklama aldığınızı gösterir. Sayfa filtresini /de/, /en/ gibi dil klasörlerine göre uygulayarak her sürümün performansını ayrı ayrı izleyebilirsiniz. Google Analytics 4’te de teklif formlarını dönüşüm olarak tanımlayıp hangi pazardan ne kadar talep geldiğini takip edin.
Süre; hedef pazarın rekabet düzeyine, sitenin mevcut otoritesine ve içeriğin kapsamına göre değişir. Yeni açılan bir dil sürümünün dizine eklenmesi birkaç hafta sürebilir. Rekabeti düşük, niş B2B terimlerde ilk sıralamalar genellikle birkaç ay içinde gelmeye başlar; rekabetçi pazarlarda ise kalıcı sonuç için daha uzun soluklu bir içerik ve bağlantı çalışması gerekir. Bu yüzden uluslararası SEO, reklam ve doğrudan satış gibi hızlı kanallarla birlikte, uzun vadeli bir yatırım olarak planlanmalıdır.
Uluslararası SEO, ihracat yapan bir firmanın dijitaldeki en kalıcı müşteri kazanım kanalıdır. Doğru URL yapısı, hatasız hreflang kurulumu, her pazar için ayrı anahtar kelime araştırması ve yerelleştirilmiş içerikle siteniz, hedef ülkelerdeki alıcıların aramalarında karşılarına çıkmaya başlar.
Pixelica olarak ihracat yapan B2B firmalar için çok dilli site yapısından anahtar kelime araştırmasına kadar uçtan uca SEO hizmeti sunuyoruz. Hedef pazarlarınızda görünür olmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yerel SEO, bir işletmenin belirli bir şehir veya bölgedeki aramalarda görünmesini hedefler. Uluslararası SEO ise aynı sitenin birden fazla ülke ve dilde görünür olmasını sağlar; bu yüzden çok dilli site yapısı, hreflang etiketleri ve her pazar için ayrı anahtar kelime araştırması gerektirir.
Gerekmez. Çoğu B2B firma için mevcut alan adı altında /en/, /de/ gibi dil klasörleri kullanmak daha verimlidir. Böylece sitenin kazandığı otorite tüm dil sürümlerine birlikte fayda sağlar ve tek bir site yönetilir.
Teknik olarak zorunlu değildir, ancak birden fazla dil veya ülke sürümü olan sitelerde şiddetle önerilir. hreflang, Google’ın kullanıcıya doğru dil sürümünü göstermesini sağlar ve dil sürümlerinin birbirinin kopyası olarak algılanmasını önler.
Önerilmez. Otomatik çeviriler sektör terimlerinde hata yapar ve hedef pazarın gerçek arama terimlerini yakalayamaz. Makine çevirisi bir başlangıç taslağı olarak kullanılabilir, ancak yayından önce sektörü bilen bir uzman tarafından düzenlenmelidir.
Rekabeti düşük niş B2B terimlerde ilk sıralamalar genellikle birkaç ay içinde görülmeye başlar. Rekabetçi pazarlarda ve yeni açılan sitelerde kalıcı sonuçlar için daha uzun süreli içerik ve bağlantı çalışması gerekir.